Anasayfa Yayınlar Bir Yağlı Boya Tablonun Teşhire Hazırlanması Ve Teşhir Edilmesi Sürecinde Dikkat Edilecek Hususlar
Bir Yağlı Boya Tablonun Teşhire Hazırlanması Ve Teşhir Edilmesi Sürecinde Dikkat Edilecek Hususlar e-Posta
Mine Yar tarafından yazıldı.   
MALATYA - ASLANTEPE KAZISI
BULUNTULARI RESTORASYON ÇALIŞMALARI

II.MÜZECİLİK SEMİNERİ BİLDİRİLERİ

(ASKERİ MÜZE VE KÜLTÜR SİTESİ KOMUTANLIĞI HARBİYE-İSTANBUL)

 

BİR YAĞLI BOYA TABLONUN TEŞHİRE HAZIRLANMASI VE TEŞHİR EDİLMESİ SÜRECİNDE DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR

Mine Yar

Restoratör

İstanbul Restorasyon Konservasyon

Merkez Laboratuarı Müdürlüğü

 

Müzelerimizin pek çoğunun sanat tarihi açısından çok değerli resim koleksiyonları bulunmaktadır. Ancak, resim depolanması, taşınması ve sergilenmesi sırasında dikkate alınmayacak kadar küçük ayrıntılar ve resmin daha sonra ki hayatını etkileyecek, geri dönüşümü olmayan önemli hasarlara yol açmaktadır. Bir müzeci olarak, resmin estetiğinin ve konusunun önemi kadar bir sanat eseri olarak korunması ve yaşaması gerekliliği de ön planda olmalıdır. Bu bildiri ile amacımız hasara yol açabilecek davranışların bir konservatör gözüyle irdelenmesidir.

Yağlı boya, tuval resmi farklı yapıda ve davranışta pek çok materyalin bir araya gelmesi ile oluşmuştur.Bu nedenle eserin zarar görme sebepleri de oldukça çeşitlidir. Ama öncelikle yağlı boya tuval resmi nelerden oluşur sorusuna yanıt aramamızın yerinde olacağı kanısındayım.

a- taşıyıcı tela

b- astar tabakası

c- boyalı yüzey

d- vernik tabakası

e- bütün hepsini taşıyan ahşap

şaseden oluşur. (*1)

Ülkemiz koşullarında resmin depodan teşhire kadar olan süreci uzun macera dolu bir serüvendir. İdeal olan, tüm restorasyon ve konservasyon çalışmalarını tamamlanmış ve sergiye hazır olan eserlerin depolardan alınıp teşhir edilebilmesidir. Oysa bizim müzelerimizdeki pek çok değerli eser, restorasyon ve konservasyon ihtiyacı nedeniyle sergilenememekte ve depolarda bekletilmektedir. Ayrıca yanlış ve elverişsiz şartlarda depolanma nedeniyle üst üste yığılmış eserler birbirlerini tahrip etmektedir.

Müzelerimizin çoğunluğu tarihi değerlere sahip binalarda kurulmuştur.Bu binaların, yaşama birimleri şeklinde küçük dar odalar ve koridorlarla bölünmüş mekanlardan oluşması eserlerin depolanmasında, taşınmasında ve sergilenmesinde çeşitli sürprizler karşımıza çıkarmaktadır. Yani bina içindeki dar merdivenler, bodrum katlarındaki depolardan, üst sergi salonlarına çıkarılması sırasında çeşitli riskler doğurmaktadır. Eserlerin taşınma sebepleri iki türlü olabilmektedir.

   1. Müze içi
   2. Müze dışı sergiler nedeniyle

Her iki şekilde de dikkat edilmesi gereken, tehlikeyi baştan önleyici hususlar şunlardır:

   1. Eserler kesinlikle çıplak elle tutulmamalı, pamuklu eldiven veya bir bez kullanılmalıdır.
   2. Tek elle sadece çerçevelerinden tutarak kaldırmak yerine, alttan ve üstten iki elle tutarak taşımak gerekmektedir.
   3. Eserlerin sağlamlığı kontrol edildikten sonra taşınmalıdır.
   4. Bir seferde sadece bir eser götürülmelidir.
   5. Geçilecek güzergah önceden kontrol edilmelidir.
   6. Eğer eser büyük ise birden fazla kişi veya bir araç yardımıyla taşınmalıdır.
   7. Eserler müze dışına gönderilecek ise titreşimi en aza indiren nem, ısı değişimine karşı özel hazırlanmış kutular çersinde nakledilmelidir.( titreşim sadece taşınma esnasında değil, çerçevelerken, asarken ve paketlenirken de dikkat edilmesi gereken bir husustur.)
   8. Eser taşıyıcı şasesinden sökülmeden taşınmalıdır.
   9. Taşıma ve sergileme sırasında eserlerde herhangi bir hasar meydana geldiğinde öncelikle yapılması gereken, derhal ilgili bir personele ve konservatöre haber vermek eğer bu imkan yoksa olayı fotoğraflarla belgeleyip en küçük parçasına kadar toplayıp saklamalıdır.

Eserler sergi salonuna getirilmeden önce buradaki ısı, ışık ve nem kontrolü yapılmalı, daha önce bulunduğu ortam ile sergileneceği ortamın şartlarının uyum içinde olmasına dikkat edilmelidir.

Çoğunlukla neme duyarlı organik malzemelerden oluşan resmin bağıl nem miktarı % 55.5 civarında yaz –kış , gece gündüz sabit tutulmaya çalışılmalıdır.

Isıtma sistemi olan bazı müzelerimizde güvenlik nedeniyle sistem gece kapatılmakta, bu nedenle gece ve gündüz arasında ısı ve nem farklılıkları oluşmaktadır. Gece nemli ortamda gevşeyip kendini bırakan bez, ısıtma sistemleri devreye girince kuruyup rutubetini kaybetmesi ile gerilecektir.Boya tabakasının böyle ani değişimlere ayak uyduramaması nedeniyle yüzeyde geri dönüşü olmayan bozulmalar, çatlamalar, kabarmalar ve hatta bu olayın sürekliliğinde dökülmeler oluşacaktır. Bu nedenle ısıtma sistemleri ya sürekli çalıştırılmalı ya da tamamen devre dışı kalmalıdır.

İdeal şartların bulunmadığı, ani değişimlerin yaşanmadığı ortamlarda yerinden oynatılmayan resimlerde bozulmaların yok denecek kadar az olduğu gözlenmiştir. Bu da resmin yaşayan bir canlı gibi bulunduğu ortama zaman içersinde uyum sağladığının bir göstergesidir.

Diğer önemli bir noktada eserin nemli bir ortamdan tamamen kontrollü bir ortama alınması halinde bile ani nem değişikliğinden söz edilebilmesidir. Bu durumda eserin bulunduğu nem oranını aşama aşama düşürerek yeni ortamına alıştırılması uygundur.

Aslında yapılacak sergi programının yılın başında belirlenmesi ile resim için tehlike arz eden ani ortam değişikliği konusuna bir çözüm gösterilmiş olabilir.

Nemli ortamlarda biyolojik bozulmalardan söz edilebilir. Durağan hava, mantarların yerleşmesine ortam hazırlarken, hava sirkülasyonu sayesinde bu bozulmanın önüne geç ilmiş olur.

İklimsel şartların kontrolü resmin korunması için ne kadar gerekli ise ışığın kontrolü de o kadar önemlidir. Devamlı yüksek şiddette ışığa maruz kalan eserlerin yüzeyindeki koruyucu vernik tabakası bozulmaya uğrayarak renklerin sarımsı görünmesine, boya tabakasının ve tuval bezinin kırılganlaşıp, renklerinin değer yitirmesine neden olur. Bu sebeple sergi salonlarındaki aydınlatmada gün ışığından yararlanmıyorsa gün ışığı içerindeki zararlı ışınlardan arındırmak için salon camlarının ultra viyole filtresi ile kaplanması önerilebilir. Aydınlatma da yapay ışık kaynağı kullanılacak ise filtre edilmiş ışık veren flüoresan lambalar tercih edilmeli, ışık şiddetinin 150 lüx ü geç memesine dikkat edilmelidir. Fotoğraf çekiminde gün ışığı kadar güçlü etki yapan flaşlarla çekimler kesinlikle yasaklanmalıdır.

Sergi salonundaki ışıklandırma sistemi ziyaretçi olmadığı zaman kendiliğinden sönen ısıya duyarlı sistemler sayesinde kontrol altına alınabilir. Bu sayede eserlerin uzun süre ışık teshiri altında kalması engellenmiş olur.

Sergi salonuna getirilmiş eserin, yerine asılıncaya kadar olan hazırlıkları sırasında da korunması gereklidir.Salonlara getirilen tablolar sırtları duvara gelecek şekilde tek tek yada büyükten küçüğe doğru aralarına sünger tampon koyularak koyulmalıdır.Resimler arka arkaya sıralanırken aralarındaki çivi,vida gibi sivri uçlu sert cisimlere dikkat edilmelidir.

Çerçeveleri asarken vidalı halkalar kullanırsa hem resme hafif bir eğim verilip yansıma önlemiş,hem de resmin arkasındaki hava sirkülasyonu sağlanmış olur.

Sergi sırasında tozlanan resimlerinin temizliği yalnızca yumuşak ve uzun tüylü bir fırça ile hafifçe fırçalanarak yapılmalıdır. Bunun dışında bir müdahale zararlı olabilir.

Teşhir sırasında ziyaretçiler de tablolara zarar verici davranışlar içersinde bulunabilir. Dar koridorlar ve sergi salonlarında teşhir edilen resimlere gezi sırasında iyi veya kötü maksatla el sürmek isteyen ziyaretçilerden uyarıcı alarm sistemleri sayesinde caydırma yolu ile korumaya gidilebilir.

Eserlerin zarar görmesine neden olan en büyük yanlışlıklardan biri de bilinçsiz ellerle yapılan kötü restorasyondur. Böyle bir restorasyonla eser orijinal özelliklerini tümüyle yitirebilir.

Kötü rötüşlama sonucu ortaya çıkan ve sırıtan yanıltıcı renkler, hatayı kamufle etmek adına bütün yüzeyi kaplayarak devam ettirebilmekte; böylece resim orijinal renklerini ve fırça sürüşlerini yitirerek ortaya yepyeni bir resim çıkmaktadır.